Animizm nedir?

tarafından
224
Animizm nedir?

Animizm, etrafınızda gördüğünüz canlı veya cansız her varlığın bir ruhu olduğu inancıdır. Animizm düşüncesinde yaptığınız her şeyin varlıkları etkileyebileceğine inanılır. Örneğin bir ağacın dalını kopardığınızda ağaçtan af dileyebilirsiniz veya bulutları kızdırabilirsiniz, öldürdüğünüz bir hayvan size kızgınlığını pek çok şekilde yansıtabilir. Bu düşünce ilk olarak İngiliz antropolog Edward Burnett Tylor tarafından ortaya atıldı. Latincede ruh anlamına gelen anima sözcüğünden gelmektedir.

Animizm düşüncesini belirli bir din olarak düşünmek yanlıştır. Ancak dinlerde de animizm düşüncesinin izlerini görürüz. Örneğin; şeytanlar ve melekler gibi fiziksel olmayan varlıklara ruhlar verilir. Onların da ruhu olduğuna inanılır, sizi iyi veya kötü şekillerde etkileyebilirler. Bu, animizm felsefesinin bir izidir.

Eski avcı-toplayıcıların, yani eski insanların temel inancının animizm olduğu düşünülür. Kesin bir bilgi değildir ancak yapılmış olan bazı araştırmalar bunun doğru olabileceğine işaret ediyor. Eski insanların animist olduğunu kabul edelim, bu durumda bile ibadetleri aynı şekilde olmayacaktır. Tıpkı teizm temeline dayalı İslam ve Hristiyanlık gibi… İki din de teizm felsefesine ait dinlerdir ancak ibadet biçimleri oldukça farklıdır.

Animizm, günümüzde Afrika ülkelerinde yaygın olarak benimsenen bir düşüncedir. Animizm görüşüne inanan Toraja halkı, ölülerini onurlandırmak, onlarla hasret gidermek, onları yeni insanlarla tanıştırmak amacıyla belirli zamanlarda ölülerini mezarlarından çıkarıp gezdiriyorlar.

Animizm etkilerini kitaplarda veya filmlerde de görebiliriz. Örneğin Paulo Coelho’nun Simyacı romanında, doğanın ruhu sayesinde ana karakter pek çok fayda sağlıyordu, aynı şekilde Murathan Mungan’ın Lal masallar kitabında da sazın bir ruhu olduğuna inanılıyordu.

Ben bu düşünceyi empati yapmanın en üst seviyesi olarak nitelendiriyorum; çünkü her nesnenin ruhu olduğuna inandığımız takdirde bu ruhların isteklerini (empati yaparak fark edip) göz önüne almamız gerekiyor. Bu durumda bir dal parçasını bile sinirlendirebilirsiniz ve sizi affetmezse sonuçlarına katlanmalısınız. Bundan kaçınmak için de empati yapma gücünüzün olması gerekiyor. Belki doğayla tamamen iç içe yaşadığımız ilk çağlarda benimsenmesi daha kolay bir görüştü, sonuçta tamamen doğanın etkilerine göre yaşıyorduk ama günümüz için bu görüşü benimsemenin ne kadar mantıklı olduğu size kalmış…