Arılar Ölmesin!

tarafından
544
Arılar Ölmesin!

Bu sene mart ayında kovanlarının başına giden Bursalı arıcılar, binlerce arı ölümüyle karşılaştılar. Polenleşme için kovandan ayrılan arılar ya daha geri dönemeden açık havada ya da dönebilenler kovanın içinde ölmüşlerdi.

Geçtiğimiz haftalarda Trakyalı arıcılar da kovanlarının önünde ölü arı yığınlarıyla karşılaşmıştı.

Kovanın içinde ölenler, kovanda temizlik yapan arılar tarafından dışarı taşınınca da kovan önleri ölü arılarla kaplanmıştı. Kimi arıcılardaki kayıp oranı yüzde 70-80’lere kadar çıkmıştı. İlkbaharın başlarındaki bu ölümlerin ardından akla olağan şüpheli olarak tarım ilaçları geldi. Öyle ki Bursa Arıcılar Birliği Başkanı Selami Sezgin, “ölümlerin tarım ilaçlarından kaynaklandığını düşündüklerini” açıkladı.

Bursa’daki arıcıların bir senelik emekleri birkaç gün içinde yok olup giderken, aynı dönemde Avrupa’daki meslektaşları, çevrecilerle birlikte uzun yıllardır verdikleri mücadelede önemli bir başarının ayak seslerini duymaya başlamışlardı. 27 Nisan’daki oylama ile Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri, arılara yönelik oluşturduğu tehlikelerden ötürü tarımda çok yaygın bir şekilde kullanılan üç kimyasal etkin maddeyi yasaklama kararı almıştı. Neonikotinoid sınıfına ait bu üç madde clothianidin, imidacloprid ve thiamethoxam olarak adlandırılıyor.

Bu başarının arkasında sivil toplum kuruluşlarının, arıcı ve çiftçi derneklerinin, çevrecilerin yoğun bir başarısı vardı. Başarının arka planını kısaca özetlemek gerekirse, öncelikle tanımları açığa kavuşturmak faydalı olacak: Bitki koruma için kullanılan kimyasal zehirlere genel olarak “pestisit” denirken, bunların doğrudan böcekleri hedef alan alt türlerine insektisit veya böcek ilacı adı veriliyor. AB’de yasaklama kararı alınan neonikotinoidler de bu sınıfa dahil oluyor, zaten bu teknik tanım “nikotin benzeri yeni böcek ilaçları” şeklinde çevrilebiliyor. Bu sınıfa dahil etkin maddeler kullanılarak hazırlanan ilaçlar “sistemik ilaç” türlerinden biri. Yani tarlada püskürtülerek değil, tohumların yüzeyini kaplanarak kullanılıyorlar. Bu sebeple tohum çiçeklendikçe ilaçlar ekinin her tarafına dağılıyor, hem toprak altında hem toprak üstüne gelen böcekleri hedef alıyor.

greenpeace arı kovanı ile ilgili görsel sonucu

Avrupa Birliği yasakladı

Özellikle 1990’lardan itibaren yaygınlık kazanan bu ilaçlar kısa sürede dünyanın en çok kullanılan böcek ilaçlarından oldu. Ancak kullanım miktarı arttıkça bir yandan da arıların miktarındaki azalma göze çarpmaya başladı ve bilimsel araştırmalara ağırlık verildi. 2013 yılına gelindiğinde Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) raporu üzerine, Avrupa Birliği (AB) özellikle mısır ve ayçiçeğini kapsayacak şekilde bu üç maddeye yönelik sınırlı bir yasak kararı aldı ve yeni araştırmalar için aynı kurumu görevlendirdi. Nihayet 2018’in Şubat ayında açıkladığı raporla EFSA, bu maddelerin arılar üzerinde tehdit oluşturduğunu tekrar duyurdu ve bu kez AB, üç maddenin -sera kullanımı hariç- tamamen yasaklanmasını kararlaştırdı.

Nedir bu tehditler? Nikotin temelli yapılarından ötürü bu maddeler canlıların sinir sistemlerini etkiliyor, ancak doğaları gereği bünyesi bu etkileri kaldıracak kadar güçlü olmayan canlılar dolaylı ya da doğrudan ölümcül sonuçlarla karşılaşıyor. Bu canlıların başında da arılar geliyor. İlaçlı tohumlar tarlaya ekilirken ortaya çıkan tozla karşılaşan arılar doğrudan zehirlenerek ölebiliyor. Ya da az önce bahsedilen sistemik yapılarından ötürü bitkinin nektarına, polenine, saldığı sıvılara karışan ilaçlar, buraya gelen arılara geçiyor. Dolaylı etkilenen arılar hafıza kaybı yaşayıp kovanlarına dönüş yolunu unutabiliyor, felç geçirebiliyor. Ya da arıların alameti farikası sayılacak kusursuz yol bulma ve öğrenme becerileri yok olabiliyor.

Soframızın 3’te 1’ini arılara borçluyuz

Peki arıların ölmesi veya yaptıkları neden bu kadar önemli? Soframıza gelen gıdaların 3’te 1’ini arı ve arı gibi tozlaşma yapan canlılara borçluyuz. Kendi besinleri için nektar yani besin avına çıkan bu canlılar, yani tozlayıcılar (ya da polinatörler), çiçekten çiçeğe gezerken polenleri de beraberlerinde taşıyorlar ve böylece bitkilerin üremesini, hem niteliksel hem niceliksel olarak üretimin ve doğadaki çeşitliliğin artmasını sağlıyorlar. Bu tozlama işinin de yüzde 80’ini doğada bal arıları ya da diğer tür yaban arıları tarafından gerçekleştiriliyor. Tahılların tozlaşması büyük oranda rüzgar tarafından gerçekleşirken meyve ve sebzelerin büyük kısmındaki üretimi, çalışkanlıkla özdeşleşen arıların yaptığı işte bu tozlaşmaya borçluyuz. Hatta Avrupa’da ve ABD’de çeşitli ekinler için çiftçiler, arıcıları belli miktarlar karşılığında kovanlarını kendi tarlalarına yerleştirmeye çağırıyorlar.

Bu söz konusu uygulama esasında iki farklı konuya işaret ediyor. Bir yandan tozlaşmanın tarımsal üretim için öneminin altını çizerken diğer yandan tarlaların etrafında yeterince tozlaşma yapacak arının kalmadığını gösteriyor. Ve artık ancak taşıma su ile değirmen dönebiliyor. Zira özellikle 2006’dan bu yana ABD, Avrupa ve Türkiye dahil dünyanın pek çok farklı köşesinde kitlesel ölümler gerçekleşiyor, arı miktarı azalıyor. Avrupa’da bu çerçevede büyük bir adım Nisan ayında atılırken benzer adımlar Türkiye’de de atılmayı bekliyor. Tarım konusunda hem fiyat hem kalite hem de miktar olarak yaşanan sıkıntıları düşünürsek bu konuyu ne kadar acil bir şekilde gündeme getirmeye ihtiyacımız olduğu daha iyi anlaşılabilir. Özellikle Türkiye’nin arı çeşitliliği ve bal üretimi açısından benzersiz bir konumda bulunduğunu, dünyadaki arı türlerinin beşte birine ev sahipliği yaptığını, bal üretimi açısından dünyada ikinci konumda olduğunu akılda tuttuğumuzda, bu konuda harekete geçmenin bir seçenek değil, mecburiyet olduğu daha iyi anlaşılabilir. Ve önümüzde en azından ilham alacak bir yol haritası duruyor. İşe söz konusu üç maddenin yasaklanmasıyla başlamalıyız.

Einstein’in, her ne kadar kendisinin gerçekten söyleyip söylemediği tartışmalı olsa da, içeriğinin gerçekliği şüphe götürmeyen sözleri, kulaklarımızda sürekli yankılanmalı:

“Arılar Yok Olursa, İnsanların Yalnızca Dört Yıl Ömrü Kalır.”

Hepimiz Aynı Kovandayız!

greenpeace arı kovanı ile ilgili görsel sonucu

Kampanya sayfasına gitmek için https://kovandayiz.org

Kovanımıza katılmak için tıklayınız.